
03-01-2008, 15:03
|
 |
TRANCETURK CONSTITUENT
|
|
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: Ãstanbul
Yaş: 30
Teşekkür Sayısı: 4
18 Mesajına 22 Teşekkür Aldı.
Puanlar: 12.173, Seviye: 72 |
|
|
Derricy May + Techno = ?

Derricy May + Techno = ?
Bu denklemin açıklanmaya ihtiyacı yok. Aslında denklemin sağ tarafına bile gerek yok!
Techno müziğin ya da bir zamanlar techno olarak adlandırılan ama konum itibariyle çok yol kat eden müziklerin babası, Detroit şehrinin ilk Avrupa fatihi Derrick May, birkaç yıllık aradan sonra Balans’ta yine Türk sevenleriyle buluştu. Her zamanki agresif tekniği ve harika plak seçimiyle hünerlerini cömertçe sergileyen May, ortalıkta DJ olarak gezinen pek çok insana da ders verir gibiydi. Sahnedeki duruşu ve öncesinde yaptığı hazırlıkla işini ne kadar çok sevdiğini ve ciddiye aldığını belli eden May, geçen yıllara medyan okuyarak “ben hala buradayım” der gibiydi.
İki yıl önce tüm organizasyonunu üstlendiği Detroit Electronic Music Festival’da maddi anlamda büyük hayal kırıklığı yaşayan ve sonuncunda tüm işlerini askıya almak zorunda kalan May, şu günlerde br dünya turnesinde. Dünya üzerinde daireler çizen Derrick May, bu senenin booking ve mil rekorunu kıracak gibi gözüküyor. Zamanı geldiğinde ise iki uyuyan dev, Transmat ve Fragile Records canlanacaklar. Bir daha hiç uyumamak üzere…
bstp: Transmat.com ve derrickmay.com şu anda offline duruyorlar. Bir yeniden yapılanma mı olacak?
Derrick May: Aslında bir süredir her şeyi durdurduk. Detroit Music Fesitval’ı düzenlediğim sene gerçekten çok büyük paralar kaybettim ve label’lar dahil her türlü işi bir süreliğine dondurmak zorunda kaldık. Milyon dolarları bulan kayıplardan bahsediyorum. Şu anda ofisimiz hariç her şey offline konumda. Geçtiğimiz iki yıl bizim için kolay geçmedi ama umuyorum her şey yoluna girecek!
bstp: Şu sıralar çok yoğun bir turne programın var. Senin en çok sevdiğin ve hatırladığın yerler nereler?
May: Evet, gerçekten öyle sanki bir uzay gemisiyle dünyayı turluyor gibiyim. Deli gibi yoğun bir program. Benim favori ülkelerim Japonya ve Makedonya. Üsküp’teki kitle gerçekten inanılmaz.
bstp: Peki İstanbul hakkında neler söyleyeceksin?
May: İstanbul’da çok güzel zamanlarım geçti. U.F.U.K.’la çok güzel partilerde çaldık. Mekanlar da gerçekten çok güzeldi. Hatırlayabildiklerim Milllenium ve 2019. Ama bu son gelişimden biraz kuşkuluyum açıkçası. İstanbul hakkında endişelendiğimi söyleyebilirim. İnsanlar bir süre sonra mekandan ayrıldılar buna gerçekten bir anlam veremedim.
bstp: 1987 yılında yayınladığın “The New Dance Sound Of Detroit” toplamasıyla Avrupa’yla ilk kontağı sen kurmuştun. Onca yıl geçmesine rağmen hiçbir zaman çok fazla şey yayınlamadın. Bunun sebebi nedir?
May: Evet, bu çok uzun zaman önceydi. Ben çok fazla plağım olsun istemedim. İstemem de. Çok fazla albüm yayınlamaktansa, iyi albümler yayınlamak benim için çok daha önemli. Eğer kötü şeyler yayınlarsan bu çorap söküğü gibi devam eder ve giderek daha kötü şeyler yapmaya başlarsın. Ben hiçbir zaman böyle bir sorun yaşamadım. Her şeyin doğru ve mükemmel olması benim için çok önemli. Bu yüzden az olsun ama öz olsun.
bstp: Her zaman yen isimlerin peşinde oldun. Aril Brikha ve hatta geçmişe dönersek Carl Craig. Yeni isimler var mı?
May: Tabii ki var. Her zaman yeni ve başarılı prodüktörleri desteklemek istiyorum. Ama daha önce söylediğim gibi yaşadığımız maddi sorunlardan dolayı tüm label’ların aktivitesini de bir süreliğine dondurmak zorunda kaldık. Ama yine de elimizde özellikle Detroit’ten çıkan çok iyi ve yeni sanatçılar var. Her şeyi yeniden başlattığımız ve işleri yoluna koyduğumuz zaman bu isimleri bir bir görücüye çıkaracağız.
bstp: Bir süre Chicago’da da yaşadın. Detroit ve Chicago arasındaki müzikal farkları sen nasıl değerlendiriyorsun?
May: Chicago’da işler biraz daha ruhani yürür. Birçok vokal var, organik sound’lar, disco müzikle çok yakın ilişkiler var. Tüm bunlar Chicago sound’unun ve şu anda house olarak bildiğimiz müziğin de ana temaları aslında.
bstp: Bazı Chicago house prodüksiyonlarını techno olarak adlandıranlar da var…
May: Bu tamamıyla medyanın işi. Medya her şeye bir isim ve kulp takmayı çok seviyor. Happy house, gabby house, babby house.. Böyle gidiyor ve gerçekten her şeyi karıştırmaktan başka hiçbir anlamı yok. Bu biraz da para kazanmak için yapılan bir hile aslında.
bstp: Bu aralar sıkça yeniden basılan eski plaklar konusunda ne diyeceksin?
May: İnsanlar eski şeyler almaya her zaman bayılmışlardır!
bstp: Peki sen label’ından eski release’leri yeniden yayınlamayı düşünür müsün?
May: Hayır.
bstp: Güncel techno müzik hakkında ne düşünüyorsun? Techno şu sıralar minimal hariç bir düşüş içinde mi sence?
May: Evet, bence bunun ana sebebi neyin techno olup olmadığını bilmememizde yatıyor. Biz mesela Detroit’te yaptığımız müziğe techno demiyoruz. Techno kelimesini kullanmıyoruz bile. İnsanlar techno deyince burunlarını kıvırıyor. Techno kelimesinin ifade ettiği müzikler bence şu anda çok daha başka.
bstp: Yeni teknolojiler konusunda ne düşünüyorsun? Hala birçokları en saf sesleri eski analog makinelerin çıkardığını söylüyor?
May: En saf seslerin analog aletlerden çıktığı doğru olsa da, istesen de istemesen de gelecek gelecektir!
bstp: Peki MP3 ve vinil’in konumları hakkında neler söyleyeceksin?
May: Vinil’in ses kalitesi hala tartışılmaz. MP3, CD’den bile kötü ses kalitesine sahip, bu bir gerçek. Ama asıl gerçek, müzik satışının geleceğinin online olacağı ve bunun da ancak MP3’le mümkün olduğu. Bana sorarsan, kendi mükemmel dünyamda ben insanlara sonsuza dek vinil satmak isterdim. Ama gerçek dünyada işler böyle yürümüyor. Böyleyken böyle.
bstp: Peki sevdiğin isimlerden birkaçını bizimle paylaşır mısın?
May: Hala Stacey Pullen, Carl Craig favorilerim. Ayrıca Japon Kitano Watanabe’yi seviyorum.
bstp: Juan Atkins buraya son geldiğinde oldukça eski bir sound’da ilerledi. Sen böyle değilsin, çantanda en yeni plaklar vardı.
May: Evet, eski plaklar çalmak bana göre değil. Ben bu tarz bir adam değilim. Hiç de olmadım. Belki yaşlandığım zaman dönüp geriye bakacağım ve eski kayıtları dinleyeceğim ama DJ’lik yaptığım sürece beni eski şeyler çalarken göremeyeceksiniz. Kendi eski prodüksiyonlarımı bile hiç çalmam. Jeff Mills’le biz her zaman ileriye bakarız. Eski şeyler çalarsam yaşlı olurum. Ama ben genç insanlar için çalıyorum!
bstp: Techno haricinde neler dilniyorsun?
May: Aslında techno dinlemiyorum bile. Caz müzik her zaman benim için bir numarada. Dead Can Dance, Gotan Project türü şeyleri de seviyorum. Söylenecek o kadar çok isim ve şey var ki... Müzik konusunda olabildiğince açık fikirliyim ve kesinlikle elektroniğin tek yol olduğunu düşünenlerden değili
Christopher Çolak
www.TRANCETURK.net
|